Axolotl: Metamorfoz Yapmadan Üreyen Semender ve Rejenerasyon Yeteneği

Axolotl (Ambystoma mexicanum), Meksika Vadisi’ne özgü suda yaşayan bir semenderdir. En dikkat çekici özelliği “ölmeyen larva” olması değil, neoteni göstermesidir: dış solungaçlar ve sucul larva özellikleri korunurken hayvan cinsel olgunluğa ulaşabilir. Laboratuvar ve evcil axolotl popülasyonları dünya çapında yaygın olsa da doğal popülasyon Xochimilco’daki kanal ve sulak alan sistemiyle sınırlıdır ve ciddi koruma baskısı altındadır.
Neoteni ne anlama geliyor?
Birçok semender larva evresinden sonra dış solungaçlarını kaybedip karasal yetişkin biçimine geçer. Axolotl ise normal koşullarda bu metamorfozu tamamlamadan ürer. Bu durum gelişim sistemindeki özellikle tiroid hormonuyla ilişkili farklılıklara bağlıdır. Uygun hormon uygulamaları veya belirli çevresel koşullar altında laboratuvar axolotllarında metamorfoz tetiklenebilir; dolayısıyla hayvan biyolojik olarak dönüşüm yeteneğini tamamen kaybetmiş değildir.
1864: Avrupa’daki laboratuvar soyunun başlangıcı
Bilim tarihçiliği çalışmalarına göre ilk 34 canlı axolotl 1864’te Meksika’dan Paris’e getirildi. Auguste Duméril ve çalışma arkadaşları bu hayvanları üretirken bazı yavruların karasal semender biçimine dönüşmesi, 19. yüzyıl zoologları için önemli bir gelişim biyolojisi problemi yarattı. Aynı dönemde solungaçların kesilmesinden sonra yeniden oluştuğunun gözlenmesi, axolotl rejenerasyon araştırmalarının da başlangıç noktalarından biri oldu.
Neleri yeniden oluşturabiliyor?
Axolotl; uzuvlarını, kuyruğunu, deri ve kas dokularını, omurilik ve merkezi sinir sisteminin bazı bölümlerini ve çeşitli iç organ dokularını olağan memelilere kıyasla çok daha sınırlı fibrotik iz bırakarak yenileyebilir. Rejenerasyon sırasında yara bölgesinde blastema adı verilen hücresel yapı oluşur ve kayıp dokular yeniden örüntülenir. Bu nedenle axolotl gelişim biyolojisi, sinir onarımı ve rejeneratif tıp için temel model organizmalardan biridir.
“Kalbini ve beynini tamamen yeniden çıkarıyor” demek doğru mu?
Bu ifade fazla geneldir. Axolotl kalp dokusundaki belirli yaralanmaları ve merkezi sinir sistemindeki bazı yapıları güçlü biçimde yenileyebilir; ancak herhangi bir ölçekte kaybedilmiş bütün bir kalbin veya beynin eksiksiz biçimde yeniden oluştuğu anlamına gelmez. Rejenerasyon kapasitesi dokuya, yaralanmanın büyüklüğüne ve anatomik konuma göre değişir.
Vahşi axolotl neden tehlikede?
Tür uzun süredir IUCN tarafından Critically Endangered — Kritik Tehlikede olarak değerlendirilir. Xochimilco’daki habitat kaybı ve su kalitesinin bozulması, kentleşme ve tilapia/sazan gibi istilacı balıklar doğal popülasyonu baskılar. Laboratuvarda milyonlarca axolotl bulunması, vahşi popülasyonun genetik ve ekolojik olarak güvence altında olduğu anlamına gelmez.



