Olm veya insan balığı (Proteus anguinus), dış solungaçlarıyla.
Amfibiler

Ejderha Yavrusu Sanılan Yaratık: Olmun Karanlıktan Çıkışı

Olm veya insan balığı (Proteus anguinus)
Olm (Proteus anguinus). Fotoğraf: Arne Hodalič, Wikimedia Commons.

Olm (Proteus anguinus), Dinar Karstı’nın yeraltı sularında yaşayan tamamen sucul bir semenderdir. Slovenya Doğa Tarihi Müzesi yetişkinlerin çoğunlukla 25–30 santimetre, nadiren 40 santimetreye ulaştığını ve olmu dünyanın en büyük mağara hayvanı olarak tanımlıyor. Soluk derisi ve dış solungaçları nedeniyle Slovencede “insan balığı” adıyla da bilinir.

“Ejderha Yavrusu” Efsanesi Nereden Geliyor?

Karst bölgesindeki taşkınlar zaman zaman olmları yeraltından yüzeye taşıyordu. Janez Vajkard Valvasor’un 1689 tarihli eserinde, yerel anlatılarda bu küçük solgun canlıların yeraltında yaşayan ejderhaların yavruları sayıldığı aktarılır. Bu kayıt olm hakkındaki en eski bilinen yazılı anlatılardan biridir; halkın hayvanı bilimsel sınıflandırmadan çok önce tanıdığını da gösterir.

1768’de Bilimsel Olarak Tanımlandı

Josephus Nicolaus Laurenti türü 1768‘de Proteus anguinus adıyla bilimsel olarak tanımladı. Olm daha sonra mağara biyolojisinin klasik model canlılarından biri hâline geldi. Yetişkin hâlde larvaya özgü dış solungaçlarını koruması, yani neoteni, türün en dikkat çekici gelişim özelliklerinden biridir.

Karanlıkta Nasıl Algılıyor?

Beyaz olmun gözleri gelişim sırasında deri altında körelir; yine de derisi ışığı algılayabilir. Slovenya Doğa Tarihi Müzesi ayrıca güçlü koku ve tat duyularını, gelişmiş iç kulağı ve elektrik alanlarını algılama yeteneğini mağara yaşamına uyumlar arasında sıralar.

Kara Olm

Slovenya’nın Črnomelj çevresindeki çok küçük bir alanda yaşayan kara olm (Proteus anguinus parkelj) pigmentini ve daha belirgin gözlerini korur. Kara form 1986’da keşfedildi, bilimsel alt tür tanımı ise Boris Sket ve Jan Willem Arntzen tarafından 1994’te yayımlandı. Eski anlatılarda bu iki tarih sıkça birbirine karıştırılır.

Olağanüstü Yavaş Bir Yaşam

Müze kaynakları olmun yaklaşık 14 yaşında eşeysel olgunluğa ulaşabildiğini, çok uzun süre açlığa dayanabildiğini ve yaşam süresinin 100 yıla yaklaşabileceğini bildirir. Ancak “tam olarak 12,5 yılda bir ürer” gibi tek bir sabit üreme aralığı vermek doğru değildir; üreme sıklığı çevre ve bireysel koşullara bağlıdır.

Kaynaklar

Benzer İçerikler